Yaklaşık on gün önce Ruhibey hastalandı ama bu kez midesinden. Önce kustu, ardından yemeden içmeden kesildi ve bende bet beniz attı tabii, yine karaciğeri gitti diye. Üç gün yalnızca su içti, hem de kase kase... Kustu... Adeta su kustu. Ağzına bir şey sürmedi ki bu Ruhibey gibi obur bir köpek için son derece kaygı verici bir durumdu. Tabii tüm ilaçları hemen kestim. Dördüncü günün sonunda lütfen ağzına bir şeyler sürmeye başladı. Biraz kıyma, tabii pişmiş, biraz tavuk suyu, bir iki köfte... Derken kusmadan bir tam gün... Bir ikinci gün daha. Sonra acaba ilaç vermesem diye aklımdan geçen bir düşünce. Gene de sabah 10 damla epileptil. Ertesi gün hem sabah 15 damla epileptil, akşam da yarım luminal, ertesi gün de aynısı... Ve sabaha karşı hastalandı... Çok hafif...
Sonra bütün gün neşesi ve iştahı gayet yerindeydi. Ben gene de epileptil'i neredeyse 3 saatte bir 10'ar damla verdim. Akşam da gene yarım luminal...
Saat 8.30'da yeniden bir kriz, gene hafif...
Bakalım nasıl devam edecek.
26 Eylül 2008
07 Eylül 2008
Sonra...
Sabah beşte (en azından 17 saatlik bir mola), çok şiddetli değil. Sonra öğlen... Bir de akşam saat 8'de, hepsi de çok hafif...
Henüz aklı yerinde, bize kuyruk sallıyor ve her şeyden önce iştahla yemek yeyip bol bol uyuyor... Bunda büyük kızın getirdiği ilçların da etkisi olabilir. İsimlerini bilmiyorum ama bol keseden sütüne katıyorum. Homeopatik ya zararı olmaz diyorum.
Henüz aklı yerinde, bize kuyruk sallıyor ve her şeyden önce iştahla yemek yeyip bol bol uyuyor... Bunda büyük kızın getirdiği ilçların da etkisi olabilir. İsimlerini bilmiyorum ama bol keseden sütüne katıyorum. Homeopatik ya zararı olmaz diyorum.
06 Eylül 2008
Şimdilik ...
Gece 10'da şiddetli, yani hayli uzun, en az 2-3 dakika, sabaha karşı 5 'te hafif, sonra 8'de, 10'da, yarımda ve ardından 14.45'te...
05 Eylül 2008
İlaçlar olmasa ne olacak?
Acaba diyorum, hiç ilaç vermesek durum farklı mı olacak...
Gene yaklaşık bir ay, gene kriz...
Luminal'i çok da fazla veremiyorum, elde etmesi çok zor. Verdiğim 50 mg da anlaşılan bu kadar koruyor.
Yalnızca ara işte birazcık açıldı.
Gene yaklaşık bir ay, gene kriz...
Luminal'i çok da fazla veremiyorum, elde etmesi çok zor. Verdiğim 50 mg da anlaşılan bu kadar koruyor.
Yalnızca ara işte birazcık açıldı.
07 Ağustos 2008
En azından ara açıldı
Bugüne kadar yazmamış olmam Ruhibey'in kriz geçirmediği anlamına gelmiyor. Krizlerini geçirdi, üç güne yayılmış 9 tane. Farklı olan Luminal'i vermeye başladığım tarihten tam 36 gün sonra ilk krizi geçirmiş olması, yani ara bir aydan fazla. Krizler de belki bir tanesi hariç hafif geçmesi. Ama ancak dün normale dönmeye başladı ve gene ancak dün akşam dan itibaren iştahı yerine geldi ve ancak bu sabahtan itibaren ilaçlarını vermekte zorlanmadım. Ve bugün gene eski Ruhibey, sağlıklı, neşeli ve aç. Gene kuşlar kovalanıyor, gene kediler tetikte. Bir de şu sıcaklar olmasa...
28 Haziran 2008
üçüncü günde
Bugün üçüncü gün. Yalnızca sabah geçirdi. (Henüz, demek lazım, nazar değmesin diye, saat daha akşamın dokuzu çünkü.) Dün 3 tane geçirdi, sonuncucusu akşam olmak üzere, yani bu sabah geçirdiğinden gene tam 8 saat önce.
Dün akşamdan beri Luminal vermeye başladım. Vet.'i dinlemeyip bir değil, yarım tablet vermeyi düşünüyorum, yani 50 mg.
Mysoline'i mecburen kestim, nedense piyasadan kalkmış, primidon içeren tüm diğer tabletlerle birlikte.
Aklı hafif gitti, hiç değilse gel deyince geliyor. Akşam yemeğini de şapur şupur bitirdi. İsmet'in bahçeye geldiğini duyunca koşarak geldi ama neiçin geldiğini hiç hatırlamıyormuş gibi bir hali vardı, İsmet'i bol bol kokladı, yüzüne baktı, sonra herhalde vazifem bu kadardı diyerek bahçede biraz gezinir gibi yaptı.
Raf'la da ilk defa bugün uzun uzun koklaştı, Raf da sinirlenip havlamadı.
Dün akşamdan beri Luminal vermeye başladım. Vet.'i dinlemeyip bir değil, yarım tablet vermeyi düşünüyorum, yani 50 mg.
Mysoline'i mecburen kestim, nedense piyasadan kalkmış, primidon içeren tüm diğer tabletlerle birlikte.
Aklı hafif gitti, hiç değilse gel deyince geliyor. Akşam yemeğini de şapur şupur bitirdi. İsmet'in bahçeye geldiğini duyunca koşarak geldi ama neiçin geldiğini hiç hatırlamıyormuş gibi bir hali vardı, İsmet'i bol bol kokladı, yüzüne baktı, sonra herhalde vazifem bu kadardı diyerek bahçede biraz gezinir gibi yaptı.
Raf'la da ilk defa bugün uzun uzun koklaştı, Raf da sinirlenip havlamadı.
26 Haziran 2008
aylıklara devam
Sabah ilk üç oldukça hafif olsa da 2. ile 3. arasında yalnızca yarım saat geçmiş olması beni biraz endişelendirdi. Neyse ki 4., 8 saat aradan sonra oldu. Aklı hala yerinde...
Yarın Luminal'e başlıyorum.
Yarın Luminal'e başlıyorum.
03 Haziran 2008
Yeniden Aramızda
Fırtına o gece geçirilen hafif bir krizle (o kadar hafifti ki yerinden kalkma zahmetine bile girmedi) dindi dinmesine ama Ruhibey'e ancak bugün kavuştuk. O günden bugüne, yani yaklaşık bir haftadır süklüm püklüm bir köpekle karşı karşıyaydık. Üstüne üstlük o doymak bilmeyen köpek yaklaşık 24 saat ağzına yemek sürmediği gibi su bile içmedi. Tabii bu arada ilaçlarını da içmeye hiç yanaşmadı. Sonra bir yarım bisküvi, ardından su ama hepsi o kadar... En nefis kemiklere bile dönüp bakmadı. Ayrıca çekirdek niyetine yediği pirzola kemiklerini bile tabağında bıraktı. Ölmeyecek kadar derler ya ancak o kadar yeyip hiç değilse bol su içti. Bu arada ben neredeyim, bunlar da kim, burası ne bakışları ve tavırları ile bizi perişan etmekten de geri durmadı. Eve gelen gidenlerle bile ilgilenmedi. Kokladı, garip garip baktı.
Ama bugün hem iştahı felaket yerinde hem keyfine diyecek yok.
Daha ne...
(Bu arada: Krizli günlerinde en nefret ettiği şey merdiven inip çıkmak. Bu eylemi bile yeniden öğrenmek zorunda kaldı. Neyse... Artık gene eskisi gibi yıldırım gibi inip çıkıyor.)
Ama bugün hem iştahı felaket yerinde hem keyfine diyecek yok.
Daha ne...
(Bu arada: Krizli günlerinde en nefret ettiği şey merdiven inip çıkmak. Bu eylemi bile yeniden öğrenmek zorunda kaldı. Neyse... Artık gene eskisi gibi yıldırım gibi inip çıkıyor.)
26 Mayıs 2008
Aylık işlem
Bu ay ara biraz açılınca acaba mı demiştim ama dün akşam 7'de yeni bir kasırganın başlamasıyla umutlarımı bir kere daha çöpe attım. Dün akşam 7'de, sonra 9'da, sabah dokuzda, öğlen 1'de, 3'te ve biraz önce, yani 9'15'te... Daha sonu gelecekmiş gibi gözükmüyor. Krizlerinden biri farklıydı yalnız. Önceden huzursuz huzursuz gezinmeye başladı. Ardından birkaç kere ayaklarına takılıp düştü. Kendini çekecek hali yok gibi duruyordu, sanki ayaklarına felç inmiş gibi. Yani yatarken aniden bastıran krizden tamamen farklı.
Not: Gece 2'de, sabah 9'da, öğleden sonra 2.30'da...
Not: Gece 2'de, sabah 9'da, öğleden sonra 2.30'da...
24 Nisan 2008
Kasırga
23 Nisan Egemenlik Bayramı bizim için sabaha karşı 3'te hafif bir krizle başladı. Sonra ortalama 3-3.5 saatte bir bir tane daha. Bugün ayın 24'ü ve hala aynı şekilde sürüyor. En uzun ara 4 saat. Şimdilik son kriz akşam 7.30'daydı. Neyse ki kasılmalar çok şiddetli değil. Bazılarından sonra ayağa kalkıp dolanma zahmetine bile girmedi. Ayaklanıp kendi silkeleyip uyumaya devam etti. Aralarda zaten hep uyuyor. Bahçede gezme heyecanı bile yok, gene de bugün iki kere koca bahçede onu kaybettik.
Not: Ayın 25'inde, öğleden sonra bir krizle kapanış yaptı. Artık kapanışları anlıyoruz. En zoru da yeniden bizleri hatırlayana kadar geçen süre...
Not: Ayın 25'inde, öğleden sonra bir krizle kapanış yaptı. Artık kapanışları anlıyoruz. En zoru da yeniden bizleri hatırlayana kadar geçen süre...
31 Mart 2008
Bir kere daha fırtına dindi
Krizler ayın 29'unda da sürdü, sabaha karşı dörtte, sonra altıda. Sonra Ruhibey bütün gün uyudu. Bahçeye zor çıkarttım, çıkınca da gezmek yerine güneşe yatmayı tercih etti. Sonra akşam yedide bir kriz daha yaşandı ve umarım, bu ayki fırtına da böylece dinmiş oldu. Dün ve bugün her şey normal. Neşe ve iştah yerinde. Öteki dünyadan bu dünyaya uyum sorunu da pek yok gibiydi. Krizler az süreli ve az kasılmalıydı.
28 Mart 2008
Bir Ay Bir Gün
Sabaha karşı 3'de, sonra 7'de, sonra muhtemelen öğleden sonra 2 ile 5 arasında bir saatte (maalesef onu evde yalnız bırakmak zorunda kaldık), sonra akşam 6'da. Üçü de oldukça hafifti (dördüncüsü bilinmiyor). Ses yok, fazla salya yok, hatta çiş bile yok denecek kadar az ya da yok. İlkinden sonra tam iki saat hiç durmadan evin içinde dolandı, huzursuz ve amaçsız bir biçimde, Birkaç kere dışarda gezdirdim, bir faydası olmadı. Sonunda mecburen aşağı mutfağa attım, orda kendini yaralayabileceği daha az şey var çünkü. Diğerlerinde bahçeye bile zor çıktı. Sakin. Bu kez diş de sıkmadı. Yalnız sonuncusunda bir süre gözleri sabitlendi.
Bakalım devamı gelecek mi?
Bakalım devamı gelecek mi?
27 Şubat 2008
Sürpriz
Bir tane geçirdi yoksa bu iş bitiyor mu (hani bazen sekiz yaşında başladığı gibi aniden bitiveriyormuş ya) derken 6 tane üstüste... Pazartesi akşam saat 6. 30'da bir tane, tam 24 saat sonra, Salı akşamı 6.30'da ikincisi, 8.30'da üçüncüsü, 9.30'da dördüncüsü... Sonra Çarşamba sabahı saat 9'da beşincisi, öğlen 2.30'da altıncısı...
Bu krizlerin hepsi de hafif ama farklıydı. Bir kere kesinlikle çiş kaçırılmadı, ağızdan fazla salya da akmadı. Yalnız bir tanesinde dil dışarı çıktı. Hepsinde dişlerini gıcırdattı... Ve gözleri sabitlendi.
Hiçbirinden sonra deli danalar gibi dolanıp durmadı.
Özetle farklı krizlerdi.
Sabah akşam yarımşar mysoline, sabah öğlen akşam toplam 40 damla epyleptil, ayrıca balık yağı ve C vitamini vermeye devam ediyorum
Bu krizlerin hepsi de hafif ama farklıydı. Bir kere kesinlikle çiş kaçırılmadı, ağızdan fazla salya da akmadı. Yalnız bir tanesinde dil dışarı çıktı. Hepsinde dişlerini gıcırdattı... Ve gözleri sabitlendi.
Hiçbirinden sonra deli danalar gibi dolanıp durmadı.
Özetle farklı krizlerdi.
Sabah akşam yarımşar mysoline, sabah öğlen akşam toplam 40 damla epyleptil, ayrıca balık yağı ve C vitamini vermeye devam ediyorum
15 Şubat 2008
Sevgililer Günü
Bu köpeğin kesinlikle özel günlerle ilgili bir sorunu var ya da benim gibi unutkan birine bu şekilde yardımcı olmaya çalışıyor.
Bu kez 13'ü, gece saat dokuz buçukta kriz geldi ama gerçekten hafifti, ağzından doğru dürüst salya bile akmadı. Fazla kasılmadı da. Ayakları yüzer harekete hiç geçmedi. Hemen kendine geldi, derhal dışarı çıktık. Kakasını yaptı, komşunun köpeğiyle koklaştı...
Ama sonra evde saat sabahın dördüne kadar hiç durmadan evin içinde dört döndü. İki kere daha dışarı çıkarttım. Hava iyi gelir diye, bir ara balkona attım, hiç bir şey onu huzura kavuşturmadı. Yatıyor, iki saniye sonra kalkıp gene dolaşmaya başlıyor. Korkum sobayı devirmesi olduğundan en sonunda mutfağa attım, orda da masaya çıkıp gözleri açık, sızdı.
Aradan neredeyse 48 saat geçti. Şu anda her şeyi normal gözüküyor.
Geçen sefer de biraz değişiklik vardı. Her şeyden önce üç krizle dönem noktalandı. Yalnız o sefer de durup dururken evin içinde deli gibi dolanıp durmuştu. Yani sanki kriz geçirmeden kriz sonrası belirtilerini göstermişti.
Bu kez 13'ü, gece saat dokuz buçukta kriz geldi ama gerçekten hafifti, ağzından doğru dürüst salya bile akmadı. Fazla kasılmadı da. Ayakları yüzer harekete hiç geçmedi. Hemen kendine geldi, derhal dışarı çıktık. Kakasını yaptı, komşunun köpeğiyle koklaştı...
Ama sonra evde saat sabahın dördüne kadar hiç durmadan evin içinde dört döndü. İki kere daha dışarı çıkarttım. Hava iyi gelir diye, bir ara balkona attım, hiç bir şey onu huzura kavuşturmadı. Yatıyor, iki saniye sonra kalkıp gene dolaşmaya başlıyor. Korkum sobayı devirmesi olduğundan en sonunda mutfağa attım, orda da masaya çıkıp gözleri açık, sızdı.
Aradan neredeyse 48 saat geçti. Şu anda her şeyi normal gözüküyor.
Geçen sefer de biraz değişiklik vardı. Her şeyden önce üç krizle dönem noktalandı. Yalnız o sefer de durup dururken evin içinde deli gibi dolanıp durmuştu. Yani sanki kriz geçirmeden kriz sonrası belirtilerini göstermişti.
15 Ocak 2008
Mehtap da yok
Galiba bu kez ara uzuyor diye gece kendi kendime hesap yapıp durdum, yani dün gece. Sabaha karşı dörtte, sonra 6'da, iki tane birden patladı. Birincisi şiddetli değil ama uzundu. Biter bitmez kendini zorla dışarı attırdı ve hemen kaka yaptı. Çok huzursuzdu. Balkona attım, orada yattı, soğuğa aldırış etmeden, ben de bıraktım. 6'daki iyice hafifti, hemen ardından baygın gibi uyudu. Öğleden sonra dörtte gene tekrar etti. Çok kasılmadan ama uzunca. Şimdi akşam yemeğini yedi.
Bugün artık dayanamayıp gene Mysoline verdim. Yarım. Yarın sabah gene bir yarım vereceğim. Yüzündeki o yorgun ifadeye, özellikle bana neler oluyor bakışına daha fazla dayanamadım.
Bugün artık dayanamayıp gene Mysoline verdim. Yarım. Yarın sabah gene bir yarım vereceğim. Yüzündeki o yorgun ifadeye, özellikle bana neler oluyor bakışına daha fazla dayanamadım.
24 Aralık 2007
Fırtına bir kere daha dindi
Bayramın ikinci günü sabah saat 6'da başlayan fırtına gece saat ikide noktalandı. 4 ya da 5 saatte bir, hafif ya da şiddetli (aslında esas olarak biri bayağı uzun ve şiddetliydi), toplam beş kriz...
Şimdi gene uzaylı uzaylı dolaşıyor. Ben neredeyim, bunlar kim, burası ne kokuyor şeklinde ortalıkta dolanıyor. Unutmadığı galiba bir tek benim. Yalnız bu arada bazı huylarını da unutuyor. Bizi balkondan karşılaması gerektiği gibi... Masa başında dikilmesinin yasak olduğu... Otur deyince oturmak gerektiği... Yat... falan...
Neyse yavaş yavaş onları da yeni baştan öğrenecek herhalde.
Bu arada bu 21 günlük periyodlar da dikkatimi çok çekiyor. Yoksa ay takvimine göre mi hareket ediyor? Ya da mehtaba göre...
Belki de kurt adam efsanesinin altında epilepsi vardır?
Ne olur ne olmaz... Bundan sonra mehtabı da göz önüne almayı deneyeceğim.
Şimdi gene uzaylı uzaylı dolaşıyor. Ben neredeyim, bunlar kim, burası ne kokuyor şeklinde ortalıkta dolanıyor. Unutmadığı galiba bir tek benim. Yalnız bu arada bazı huylarını da unutuyor. Bizi balkondan karşılaması gerektiği gibi... Masa başında dikilmesinin yasak olduğu... Otur deyince oturmak gerektiği... Yat... falan...
Neyse yavaş yavaş onları da yeni baştan öğrenecek herhalde.
Bu arada bu 21 günlük periyodlar da dikkatimi çok çekiyor. Yoksa ay takvimine göre mi hareket ediyor? Ya da mehtaba göre...
Belki de kurt adam efsanesinin altında epilepsi vardır?
Ne olur ne olmaz... Bundan sonra mehtabı da göz önüne almayı deneyeceğim.
21 Aralık 2007
Kurban Bayramı
Ruhibey'in özel günlere bir merakı olmalı. Dün, yani bayramın birinci günü öğlen saat bir sularında krizler süreci başladı. Oldukça hafifti. Fazla kasılmadı, çiş bile yapmadı. Ben ağlama benzeri bir ses duyup yanına koştum. Hemen ayağa kalktı. Bütün öğleden sonra huzursuzdu, yerinde duramadı. Akşam sakinleşti. Güzelce uyudu. Sonra bu gün muhtemelen gene öğlen _biz bir saatliğine onu evde bırakmıştık_ gene kriz geçirmiş, fazla iz olmadığından ağır geçirmediğini sanıyorum. Geldiğimizde yüzü salya kaplıydı. Onun dışında keyfi gayet yerindeydi, hatta Rafraf'la bayağı oynadı. Hatta komşunun köpeği gene bahçeye girmiş, onunla bile oynadı (bu arada ameliyatın etkisi mi nedir, yavru köpeklere hiçbir şey yapmıyor, hatta havlamıyor bile). Sonra ikiye doğru bildik krizlerinden geçirdi. Şimdi uyuyor.
* * *
Akşam 9,30'da bir kriz daha. Az kasılmalı. Huzursuzluk da yok. Dışarı çıktık, şöyle bir gezdi. Çiş bile yapmadı. Şimdi uyuyor.
* * *
Akşam 9,30'da bir kriz daha. Az kasılmalı. Huzursuzluk da yok. Dışarı çıktık, şöyle bir gezdi. Çiş bile yapmadı. Şimdi uyuyor.
30 Kasım 2007
Fırtına Dindi
Sabaha karşı 5'te 8. krizi de yaşadıktan ve yaklaşık bir 36 saat gene uzaylı gibi ortalıkta gezindikten sonra normal, neşeli, oyuncu Ruhibey'imize kavuştuk. Bu kez kendimizi şanslı hissediyoruz. Hem bir kriz daha az geçirdi hem de aralıklar daha açık olduğundan sanki uzaylılığı da daha çabuk geçti. Ama kendine gelme hali gerçekten komik, yani haline üzülmesek çok güleceğiz. Şamanların epilepsi krizleri geçirdikleri için toplumda saygı gördüklerini okumuştum. Onlara bu krizler sırasında öbür dünyadan haberler getirebilen insanlar gözüyle bakılırmış. Ruhibey'de galiba bizim şamanımız. Krizler bitip de durulduğunda bir süre bizlere başka dünyalardan gelmiş gibi bakıyor. Ben kimim? Siz kimsiniz? Bu ne, yemek mi? Yenir mi? Şöyle bir koklayayım bakayım? Evet, sen kimdin? Bir dakika, bana neden elini uzatıyorsun? Onu da mı yiyeyim? Burası neresi? İçerisi mi? İçeri mi girmem lazım?
Sahiplik, efendilik bu süre zarfında kesinlikle rafa kalkıyor. Her şey yeniden keşfediliyor. Hepimizi yeniden tanıyor. Sonra bize biraz daha bağlanıyor.
Komik.
Sabah öğle akşam 13'er damla epileptil. Ayrıca balıkyağı ve C Vitamini.
Açlık krizi de geçti bu arada, tabii ki...
Sahiplik, efendilik bu süre zarfında kesinlikle rafa kalkıyor. Her şey yeniden keşfediliyor. Hepimizi yeniden tanıyor. Sonra bize biraz daha bağlanıyor.
Komik.
Sabah öğle akşam 13'er damla epileptil. Ayrıca balıkyağı ve C Vitamini.
Açlık krizi de geçti bu arada, tabii ki...
26 Kasım 2007
25 Kasım 2007
3 saat sonra
Tüm mutluluk 36 saatte son buldu. 2'de (akşam), sonra 7'de ardından çabuk toparlandığı iki kriz...
Bu arada: Akiam yemeğinde hala tavuk, ayrıca C Vitamini ve balık yağı veriyorum. Beynine destek olmak için.
Bu arada: Akiam yemeğinde hala tavuk, ayrıca C Vitamini ve balık yağı veriyorum. Beynine destek olmak için.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)