24 Ocak 2007
Gene...
Bu sabah saat beşte yeni bir kriz. Krizin sonuna yetiştim. Yani ayaklandıktan sonra. Fazla bir huzursuzluk da yoktu. Dışari çıkarıp gezdirdim. Sonra hemen yatıp uyudu.
13 Ocak 2007
Sonraki 12. saat
11'inde öğleden sonra 2'yi takip eden 12 saat sonra, yani gece 2'de bir kriz daha. Beni uykumdan uyandırdı. Kendini koltuktan yere atmıştı. Ağızda salya yok, uluma yok. Kasılma, ayaklar koşar gibi. Çiş kaçırma yok. Hemen ayaklandı. Sallanıp yere düşme de yok. Hemen dışarı çıktık. Biraz çiş yaptı. Sonra gene ev. Hiç gezinmedi. Koku bırakılmadı. Yat dedim. Hemen yatıp uyumaya devam etti.
11 Ocak 2007
Ortalamada devam
Yaklaşık 20 gün sonra. Bu kez kriz gerçekten çok hafifti. Önce kafa sallamayla başladı. Hemen koltuktan yere attım. Kasıldı. Ayaklar gene koşar gibi. Ağızda bol köpük. Çiş yok. Uluma yok. Kasılma biraz hafifler gibi oldu, sonra biraz daha bacak hareketi, sanki bir başka nöbet daha gibi. Kafasını okşamaya başladım. Sanki tepki verdi, yatıştı. Kriz geçer geçmez ayaklanmaya çalıştı. Bir iki kere sendeledi. Dengesini buldu. Dışarı çıkardım. Biraz çiş, daha çok koku bırakma. Ballı süt içirdim. Saat 14 olduğu için kendine geldiğinden emin olur olmaz onu bahçeye saldım. 15-20 dakikalığına. Gezdi, koştu.
Şimdi evde uyuyor.
Kriz dışında beni en çok rahatsız eden nokta, krizlerin ardından eve koku salma derdine düşmesi. Bunu engellemenin tek yolu kısırlaştırmakmış.
Acaba yaptırsam mı?
Bir yerde kısırlaştırılan bir köpeğin kriz de geçirmemeye başladığını duydum. Hatta bir köpek sahibi de 4 ayda bir köpeğe hormon verilmesinin krizleri engellediğine tanık olmuş.
Ne yapsam?
Şimdi evde uyuyor.
Kriz dışında beni en çok rahatsız eden nokta, krizlerin ardından eve koku salma derdine düşmesi. Bunu engellemenin tek yolu kısırlaştırmakmış.
Acaba yaptırsam mı?
Bir yerde kısırlaştırılan bir köpeğin kriz de geçirmemeye başladığını duydum. Hatta bir köpek sahibi de 4 ayda bir köpeğe hormon verilmesinin krizleri engellediğine tanık olmuş.
Ne yapsam?
22 Aralık 2006
Krizler - 12 Saatte 1
Tahlil Sonuçları
| | ||||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||||
| Tarih: | 22.12.2006 | Açýklama: | ||||||||||||||||||||||||
| Parametre: | Sonuç: | Minimum: | Maksimum: | Birim: | ||||||||||||||||||||||
| ALK PHOS-V | 220 | 0 | 190 | U/L | ||||||||||||||||||||||
| GGT-V | 6 | 1 | 6 | U/L | ||||||||||||||||||||||
| AST-V | 48 | 0 | 89 | U/L | ||||||||||||||||||||||
| ALT-V | 192 | 0 | 130 | U/L | ||||||||||||||||||||||
| AML-V | 974 | 400 | 1800 | U/L | ||||||||||||||||||||||
| BUN-V | 19,1 | 7 | 20 | MG/DL | ||||||||||||||||||||||
| GLUCOSE-V | 125 | 60 | 120 | MG/DL | ||||||||||||||||||||||
| PHOS-V | 4,2 | 2 | 7 | mg/dL | ||||||||||||||||||||||
| CALCIUM-V | 10,1 | 8 | 12 | mg/dL | ||||||||||||||||||||||
| ALB-V | 3,1 | 2.4 | 5.5 | G/DL | ||||||||||||||||||||||
| CHOLEST-V | 177 | 0 | 300 | mg/dL | ||||||||||||||||||||||
| URIC-V | 0.9 | 2.5 | ||||||||||||||||||||||||
| CK-V | 135 | 0 | 400 | U/L | ||||||||||||||||||||||
| CREATIN-V | 0,5 | 0.5 | 1.5 | mg/dL | ||||||||||||||||||||||
| T.BIL-V | 0,1 | 0.1 | 0.6 | Mg/dL | ||||||||||||||||||||||
| T. PROT-V | 6,9 | 5.7 | 7.7 | G/DL | ||||||||||||||||||||||
| GLOB-V | 3,8 | 3.2 | 3.8 | G/DL | ||||||||||||||||||||||
| BUN/CREA-V | 38,2 | 9 | 28 | |||||||||||||||||||||||
| ALB/GLOB-V | 0,8 | 0.5 | 1.3 | |||||||||||||||||||||||
| RBC | 5,81 | 5.5 | 8.5 | |||||||||||||||||||||||
| HGB | 13,2 | 12 | 18 | G/DL | ||||||||||||||||||||||
| HCT | 38,4 | 37 | 55 | % | ||||||||||||||||||||||
| MCV | 66 | 60 | 77 | fl | ||||||||||||||||||||||
| MCH | 22,8 | 19.5 | 24.5 | pg | ||||||||||||||||||||||
| MCHC | 34,5 | 31 | 34 | G/DL | ||||||||||||||||||||||
| PLT | 661 | 200 | 500 | G/DL | ||||||||||||||||||||||
| WBC | 19,2 | 6 | 17 | G/L | ||||||||||||||||||||||
| LYM | 5,35 | 1 | 4.8 | G/L | ||||||||||||||||||||||
| MON | 0,54 | 0 | 1,4 | |||||||||||||||||||||||
| GRA | 13,3 | 3 | 12 | |||||||||||||||||||||||
| LY% | 27,8 | 12 | 30 | % | ||||||||||||||||||||||
| MON% | 2,8 | % | ||||||||||||||||||||||||
| GR% | 69,4 | 62 | 87 | % | ||||||||||||||||||||||
| ESTRADIOL | 0,5 | 5 | pg/ml | |||||||||||||||||||||||
| CORTIZOL | 1,5 | 6,5 | ug/dl | |||||||||||||||||||||||
| T3 | 50 | 160 | ng/dl | |||||||||||||||||||||||
| fT3 | 1,9 | 4,5 | pg/ml | |||||||||||||||||||||||
| T4 | 1,3 | 2,9 | ug/dl | ||||
| fT4 | 0,7 | 2,1 | |||||
| TSH | 0 | 0,5 | |||||
| TESTOSTERON | 500 | 6000 | ng/dl | ||||
| | |||||||
Bunlar Ruhibey'in bugün yapılan kan tahlilleri sonuçları. Durum harika. Karaciğer 15 günde yeniden normal değerlerde çalışıyor. Her şey güzel. Buna sevindik ama haberi hakettiği şekilde havalara uçarak karşılayamadık.
Dünkü krizin ardından sabaha doğru 5.3o'da bir kriz, sonra akşam 21'de bir kriz daha. 12 saatte 1. Hep kafayı havaya dikmekle başlıyor, sonra kafa sağa sola giderek şiddetlenerek sallanıyor. Sonra düşüyor. Malum kasılma hareketleri. İlkinde ürkütücü dişler. Üçünde de ortak olan o garip ses. Acısını mı öfkesini mi dile getiriyor. Üçüncüsünde bana ilginç gelen diğer bir nokta da sanki kendini tamamen kaybetmemiş gibiydi. Rafraf gene ona saldırmaya kalktı, sanki ona cevap verdi, belki de Raf ona kendine gel, bir şeyin yok dedi. O da, tamam çalışıyorum diye cevap verdi. Zaten daha kendine tam gelemedin ayağa kalkmaya da çalıştı. Yere düştü, tasmasını takıp ona yardımcı oldum, bir iki yalpaladı. Arka ayakları tutmuyordu sanki. Sonra bir gayret ayağa dikildi ve hemen kapıya koştu. Dışarı çıktık, gezindi. Çiş yaptı. İçeri girdik. Biraz bal yedirdim. Yaladı yuttu. Su içmedi. Tekrar dışarı çıktık. Bu kez kaka yaptı.İçerde malum huzursuz volta atmalar. Sonra bir süre yer beğenmedi. Işık onu rahatsız ediyor. Kafasına bir örtü örtünce hiç itiraz etmiyor. Şimdi uyuyor. Saat de bu arada 00:17.
Peki bu ne şimdi? Mysoline'in vücuttan atılma operasyonu olabilir mi?
Moralimi bozmayıp beklemeli miyim?
Bu arada geçen sene tam da bugünlerde ilk krizini geçirmişti. Hafifti. Ağzında çok köpük oluştu. Hemen epilepsi olduğunu anladım ama konduramadım. Yılbaşına doğru bir kriz daha...
21 Aralık 2006
Beklenen Kriz...
Bugün ayın 21'i. Akşam saat 7.30 sularında Ruhibey önce oturduğu koltukta başını havaya dikti, sanki dışardan bir ses duymuş gibi... Sonra kafasını sallamaya başladı. Okşadım. Hışşt kendine gel diye seslendim. Hiç oralı olmadı. Başını sallamaya devam etti, sanki başına sinek konmuş da onu kovmaya çalışır gibiydi. Hop dur, falan... ve kasıldı, titremeye başladı... Koltuktan aşağıya düştü, ayak yürüme hareketleri... Klasik kriz durumu... Bu kez farklı iki şey vardı. İlki ağzının açık olması. Çok vahşi bir hali vardı... İkincisi bu arada inler gibi sesler çıkarması. Acı çekiyordu sanki. Ses öyle garipti ki genelde Ruhibey kriz geçirirken arazi olan Rafraf bu kez yanına gelip onu kokladı, sonra da havladı, hem de öfkeyle...
Kriz 25-30 saniye sürdü. Bittikten sonra bir iki saniye daha kaskatı yattı ve sonra hemen ayağa kalktı, ki bu da her zamankinden farklı. Genelde birkaç dakika yatar, çok zor kalkar, kalkınca da sağa sola yalpalardı.
Hemen kalktı. Zor arkasından yetişip dışarı sokağa çıkardım. Gene çiş ve kaka. 5-10 dakika dışarda gittik geldik. Evin içinde gene sağa sola koku bırakmaya çalıştı. Azarlayınca vazgeçti. 15-20 dakika odanın içinde dolandı durdu. Biraz bal yedirdim. Bir daha dışarı çıktık.
Şimdi yatıyor ama huzursuz. Arada bir zıpkın yemiş gibi kalkıp odanın karanlık köşesine çekiliyor, iki dakika sonra kalkıp gene yanıma koltuğa çıkıyor. Televizyon rahatsız etmesin diye kafasını yastığın altına sakladım. Işıkları da kapadım...
Bir kriz daha geçirmesin diye umarak oturuyorum.
Oysa bugün ne kadar neşeli ve iyiydi. Yoksa Mysoline vermemize gerek kalmadan bu işten kurtulacak mı diye düşünmeye başlamıştım. Belki verdiğimiz B-Vitaminleri işe yaramıştır ya da kuru mamayı kesmemiz?
Neyse, hemen umutsuzluğa kapılmadan devam edelim.
Önce şu karaciğerleri bir toplansın bakalım.
Epilepsiden ölmek, karaciğer yetmezliğinden ölmekten daha zormuş.
Kriz 25-30 saniye sürdü. Bittikten sonra bir iki saniye daha kaskatı yattı ve sonra hemen ayağa kalktı, ki bu da her zamankinden farklı. Genelde birkaç dakika yatar, çok zor kalkar, kalkınca da sağa sola yalpalardı.
Hemen kalktı. Zor arkasından yetişip dışarı sokağa çıkardım. Gene çiş ve kaka. 5-10 dakika dışarda gittik geldik. Evin içinde gene sağa sola koku bırakmaya çalıştı. Azarlayınca vazgeçti. 15-20 dakika odanın içinde dolandı durdu. Biraz bal yedirdim. Bir daha dışarı çıktık.
Şimdi yatıyor ama huzursuz. Arada bir zıpkın yemiş gibi kalkıp odanın karanlık köşesine çekiliyor, iki dakika sonra kalkıp gene yanıma koltuğa çıkıyor. Televizyon rahatsız etmesin diye kafasını yastığın altına sakladım. Işıkları da kapadım...
Bir kriz daha geçirmesin diye umarak oturuyorum.
Oysa bugün ne kadar neşeli ve iyiydi. Yoksa Mysoline vermemize gerek kalmadan bu işten kurtulacak mı diye düşünmeye başlamıştım. Belki verdiğimiz B-Vitaminleri işe yaramıştır ya da kuru mamayı kesmemiz?
Neyse, hemen umutsuzluğa kapılmadan devam edelim.
Önce şu karaciğerleri bir toplansın bakalım.
Epilepsiden ölmek, karaciğer yetmezliğinden ölmekten daha zormuş.
12 Aralık 2006
Haberler İyi

Ruhibey yeniden aramıza döndü. Biletini kesmiştik ama hayır, yavaş yavaş toparlanıyor. 6 günlük antibiyotik+B Vitamini+karaciğer enzimi (tam adlarını sonra bakıp ekleyeceğim) iğne ve 2 gün serumun ardından evvelsi gün akşam nihayet bir yarım krikrak parçasını lütfedip yedi. Bol su içti. Ertesi gün sabah yeniden krikrak yedi. Akşam hemen tavuk suyu verdiysem de o krikrakla yetindi. Sonra dün akşam kendine pişmemiş güzel bir kemik parçası verdim. Bu sabah da gene biraz kemik yedi. Kusma yok. Kaka durumları nedir bilemiyorum. Karaciğeri muhtemelen pek iyi durumda değil ama genel tavrı yeniden normale döndü. Tüyleri parlak, çevresiyle ilgili ve herşeyden önemlisi, eski şımarık oğlumuz.
Kriz de bu arada geçirmedi. En çok da ondan korkuyorum. Ama ilacını vermekte tereddüt ediyorum. Onu bu hale getiren de o ilaç değil mi?
08 Aralık 2006
Hasta
Önce küçük bir kriz, ardından giderek şiddetlenen bir iştahsızlık. Yaklaşık bir haftadır ne yiyor ne içiyor. Zorla yediği şeyleri de 40-45 dakika sonra olduğu gibi kusuyor. Bu son yazdığım 18 Kasım tarihinden bugüne dek Ruhibey'in sağlık durumunun kısa bir özeti. Ruhibey ağır hasta.
Doktora gidildi tabii ki. Dün. Kan tahlillerinin sonucu vahim. Karaciğer tamamen iflas etmiş. Antibiyotik, B Komplex ve Karaciğer enzimlerinden oluşan bir üçlü iğne, 5 gün boyunca. İlk iğne yapıldı. Bu arada epilepsi ilacını da içmiyor sayılırdı. Çünkü binbir hileyle yutturduklarımı da zaten kusuyordu. O gece iki kere üstüste kriz geçirdi. Hafifti ama birer saat arayla olduğu için hiç hoşuma gitmedi. İçtiği suyu bile kustuğunu görünce tekrar doktora taşınıp hayvana serum vermesi gerektiğini söyledim. Verildi, ayrıca içine bir de kusma engelleyici eklendi. Eve gelir gelmez karanlık bir köşeye çekilip uyudu. Gece saat birde bir kriz daha. Gene hafif. Bunlar düne kadar olanlar. Bugün tekrar doktora gidildi. Serum. Kusma önleyici+3'lü iğne. Sanki biraz daha canlı gibiydi. Eve gelir gelmez bir iki su içti. Gene karanlık bir köşeye çekilip uyudu. Sonra, öğleden sonra iki sularında yeniden kriz geçirdi. Gene hafif. Gene su içti. Kusma yok. Şu ana gecenin 10'u. Hala uyuyor.
Sabahı nasıl edeceğiz acaba. Karaciğerin düzelmesine bence imkan yok. Karaciğerin kendini yenileme kapasitesine karşın onu öldüren ilacı vermeye devam etmek zorunda olduğumuza göre düzelse nereye kadar?
Karanlık düşünceler aklımdan geçirmemeye çalışarak yarını bulalım bakalım. Belki iştahı biraz geri gelir. En azından ilacını daha düşük dozda da olsa içecek kadar... Vermezsam bu sefer krizden ölecek çünkü ilacın öyle bir yan etkisi var. Birdenbire kesilmesi krizleri arttırıyor.
Doktora gidildi tabii ki. Dün. Kan tahlillerinin sonucu vahim. Karaciğer tamamen iflas etmiş. Antibiyotik, B Komplex ve Karaciğer enzimlerinden oluşan bir üçlü iğne, 5 gün boyunca. İlk iğne yapıldı. Bu arada epilepsi ilacını da içmiyor sayılırdı. Çünkü binbir hileyle yutturduklarımı da zaten kusuyordu. O gece iki kere üstüste kriz geçirdi. Hafifti ama birer saat arayla olduğu için hiç hoşuma gitmedi. İçtiği suyu bile kustuğunu görünce tekrar doktora taşınıp hayvana serum vermesi gerektiğini söyledim. Verildi, ayrıca içine bir de kusma engelleyici eklendi. Eve gelir gelmez karanlık bir köşeye çekilip uyudu. Gece saat birde bir kriz daha. Gene hafif. Bunlar düne kadar olanlar. Bugün tekrar doktora gidildi. Serum. Kusma önleyici+3'lü iğne. Sanki biraz daha canlı gibiydi. Eve gelir gelmez bir iki su içti. Gene karanlık bir köşeye çekilip uyudu. Sonra, öğleden sonra iki sularında yeniden kriz geçirdi. Gene hafif. Gene su içti. Kusma yok. Şu ana gecenin 10'u. Hala uyuyor.
Sabahı nasıl edeceğiz acaba. Karaciğerin düzelmesine bence imkan yok. Karaciğerin kendini yenileme kapasitesine karşın onu öldüren ilacı vermeye devam etmek zorunda olduğumuza göre düzelse nereye kadar?
Karanlık düşünceler aklımdan geçirmemeye çalışarak yarını bulalım bakalım. Belki iştahı biraz geri gelir. En azından ilacını daha düşük dozda da olsa içecek kadar... Vermezsam bu sefer krizden ölecek çünkü ilacın öyle bir yan etkisi var. Birdenbire kesilmesi krizleri arttırıyor.
18 Kasım 2006
Yeni Bir Kriz Daha...
Son krizi ne yazık ki not edemedim. Muhtemelen üzerinden en az on gün geçti. Nispeten hafifti ve ne çiş kaçırdı ne de dışarda kakasını yaptı. Ertesi gün de evde olamadığım için tekrarladı mı bilemiyorum. Tekrarlamış olması muhtemel.
Neden krizlerin arası sıklaştı? Belki Supradyn vermeyi kestiğimdendir diye yeniden vitamin vermeye başladım. Doktor söylemişti, fosfor seviyesi düşükmüş ve fosfor metabolizma için gerekliymiş.
Göreceğiz...
Neden krizlerin arası sıklaştı? Belki Supradyn vermeyi kestiğimdendir diye yeniden vitamin vermeye başladım. Doktor söylemişti, fosfor seviyesi düşükmüş ve fosfor metabolizma için gerekliymiş.
Göreceğiz...
25 Ekim 2006
Bu kez neden bir ayı bile dolduramadık acaba?

Gece saat bir buçukta yeni bir kriz... Hafif... Ağızda köpük var ama çiş kaçırma yok. Gene bahçe, bu kez uzun uzun gezdirdim ki evde sağa sola işemesin. Gene kaka. Bol şekerli yoğurt yedi. Sonra neredeyse bir aşağı bir yukarı hiç gezinmeden hemen uyudu. Neden bu kadar çabuk kriz geldi bilmiyorum. Geceleri televizyon bile kapanıyor artık, o rahatsız olmasın diye. Fazla hareketli bir filmi de o odadaysa izlemiyoruz. 3-4 gün önce kuyuya düştü. Bir etkisi olmuş mudur? Ondan önceki gece de 3 saat boyunca çakıp sönen o şimşekli geceydi. Bizim bile gözlerimiz mahvoldu. Onu korumak adına Plegicit verip uyutmuştum ama bilmiyorum. Son günlerde huzursuz ama durgundu. Bahçede bile fazla gezmiyordu. Hala da öyle. Bu geceden itibaren Mysoline'i sabah akşam 3'ere çıkartıyorum.
14 Ekim 2006
1,5 Aya Doğru
Bir ayı geçmeyi artık başarıyoruz. 11'ini 12'ye bağlayan gece, sabaha doğru saat 3 buçukta gene kriz gelmiş. Gelmiş diyorum çünkü Ruhibey küçük kızın yanında yatıyordu. Onun söylediğine göre hafif geçmiş. Ne çiş ne ağızda köpük. Zaten sonra odada gezinmeden hemen uykuya daldı. Tabii dışarda gene kaka yaptı. Gene şekerli süt ve Plegil içti. Hemen uyudu. 28-30 Eylül arasında başka bir yerde kalmasına rağmen böyle bir durumu hesaba katarak ilacın dozunu aynı tutuyorum. Üstelik ertesi gün de kriz tekrarlanmadı.
06 Eylül 2006
Ayda Bir
Gene ayı geçirdiğimize sevinemedik. Pazartesiyi salıya bağayan gece, üç-üç buçuk dolaylarında gene kriz geçirdi. Çok ağır değildi, 10-15 saniye sürdü. Üzücü tarafı, kalkıp ortalıkta dolanırken benim onu çıkartmamı beklemeden her yere çiş yapması, hatta sonra balkonda kaka yapması. Dışarı çıkarttım, gene çiş yaptı, eve girdik, çiş yapmaya devam etti. Bu köpek, doğduğu günden beri bir kere olsun ev içine çiş yapmamıştır, deli gibi sıkışsa da. Bu durum beni çok endişelendiriyor, nedenini de anlayamıyorum. Çiş biraz abartı, koku salıyor desek daha doğru ama olsun. Evin her odası krizden sonra işaretlenirse sonra ne olacak.
Sevindirici olan ise krizin yirmidört saat içinde tekrarlanmaması. Şimdilik tek seferde kaldı.
Tabii Mysolin'i sabah akşam 2,5'a çıkarttım.
Sevindirici olan ise krizin yirmidört saat içinde tekrarlanmaması. Şimdilik tek seferde kaldı.
Tabii Mysolin'i sabah akşam 2,5'a çıkarttım.
02 Ağustos 2006
Ve Ertesi Gün
Ertesi gün sabah saat 7.30'da gene bir kriz. Bu kez hiç çiş de kaçırmadı. Çok kuvvetli değildi.
01 Ağustos 2006
Bir Ay+2
Dün gece sabaha karşı saat dörtte ve bugün (gece, on bir sularında). Dün gene kaka yaptı. Bugünkinde heniz bir şey yok. Uyuyor. Son defaki bana biraz şiddetliymiş gibi geldi ve bu sefer krizin geleceğini 2 dakika önceden haber verdi. Yüzünü koluma yaslayıp ağzıyla sanki susuz kalmış ya da acı bir şey yemiş gibi hareketler yaptı. Gözleri de tuhaftı. Huylanıp hemen dondurmasını getirmek üzere koştum ki kasıldı.
Evet, birilerinden vanilyalı dondurmanın çok iyi geldiğini duymuştum. Şimdi dolapta hep bulunduruyorum.
Son zamanlarda yoğurt vermiyordum. Yoğurttan sıkıldı gibi gelmişti. Yarından itibaren yemeklerin üstüne gene bir kaşık yoğurt konacak.
Ayrıca ilacı da sabah akşam 2'şere çıkarttım.
Geçen seferlerden farklı olarak sokakta fazla gezmek istemedi. Çiş yapıp hemen eve yöneldi. Yalnız kötü bir alışkanlık: Neden bilmiyorum krizden sonra, hatta sokakta gezdikten sonra mutlaka evin bir köşesine çiş yapıyor, daha doğrusu koku bırakıyor. Acaba neden? Bir de benden kaçmak bir yana aksine benim peşimden hiç ayrılmıyor.
Evet, birilerinden vanilyalı dondurmanın çok iyi geldiğini duymuştum. Şimdi dolapta hep bulunduruyorum.
Son zamanlarda yoğurt vermiyordum. Yoğurttan sıkıldı gibi gelmişti. Yarından itibaren yemeklerin üstüne gene bir kaşık yoğurt konacak.
Ayrıca ilacı da sabah akşam 2'şere çıkarttım.
Geçen seferlerden farklı olarak sokakta fazla gezmek istemedi. Çiş yapıp hemen eve yöneldi. Yalnız kötü bir alışkanlık: Neden bilmiyorum krizden sonra, hatta sokakta gezdikten sonra mutlaka evin bir köşesine çiş yapıyor, daha doğrusu koku bırakıyor. Acaba neden? Bir de benden kaçmak bir yana aksine benim peşimden hiç ayrılmıyor.
28 Temmuz 2006
Kutlama
Heyecanla günleri, sonra da dakikaları saydım. Bugün tam bir ay bir gün oldu. Aralık ayından beri ilk kez bir aydır ne kriz var ne bir şey. En azından benim hissettiğim. Evde esas olarak iki saatten fazla hiç yalnız kalmadı, hiç huzursuzlanmadı. Gece bir kere kriz geçirmiş olmasından huylanmadım değil. Beni uyandırdı. Ama ne evin içinden dört dönme, ne çiş, ne sokağa çıkma isteği. Ben gene de çıkarttım ama yalnızca çiş yaptı. Çok çok... sonra hemen gerisin geri eve girmek istedi ki genelde beni kriz ertesinde bir aşağı bir yukarı sürüklüyor. Bilmiyorum, belki de çok hafif bir şey geçirdi ama fazla istine alınmadı.
Yani sabah bir buçuk, akşam 2 Mysoline tablete devam...
Supradyin'i düzenli vermez oldum. Fazla vitamin de yormasım dedim. Ama krizsiz bir ikinci ay geçirirse doktora gidip soracağım.
Bu arada ufak bir şok yaşadım. Çünkü bir arada piyasada Mysoline tablet bulunmuyordu. Neyse ki eczacım çok iyi. Bana buldu. Şimdi stok yapıyprum. Ne olur ne olmaz.
Yani mutluyuz. O da ben de...
Yani sabah bir buçuk, akşam 2 Mysoline tablete devam...
Supradyin'i düzenli vermez oldum. Fazla vitamin de yormasım dedim. Ama krizsiz bir ikinci ay geçirirse doktora gidip soracağım.
Bu arada ufak bir şok yaşadım. Çünkü bir arada piyasada Mysoline tablet bulunmuyordu. Neyse ki eczacım çok iyi. Bana buldu. Şimdi stok yapıyprum. Ne olur ne olmaz.
Yani mutluyuz. O da ben de...
27 Haziran 2006
Tek de Yetmedi
Ne yazık ki tekle sınırlı kalmadı. Öğlene doğru bir tane şiddetlice oldu. Sonra gece olmuş, saat birde. Krizi göremedim, kriz geçirdiğini ortalıkta sağa sola çarparak geçirmesinden anladım. Ben kararımda ısrarlıyım. Sabahları 1,5, akşamları 2 Mysoline veriyorum. Supradyn'e de devam. Bugün ona vanilyalı dondurma da aldım. Sıcakta belki iyi gelir diye. Bayıldı. Her gün bir-iki kaşık.
25 Haziran 2006
Neden?
Sabaha karşı saat dörtte gene hepimiz ayaklandık. Kriz hafifti. Çiş kaçırma yoktu. Yalnız dinlenme ve kendine gelme sürecinde gene kafasını garip bir şekilde salladı durdu. Hani insan iç çeker de bu arada başı da sallanır ya öyle işte. Gene dışarı çıkardım, bol çiş yaptı ve gene kaka...
Gene bol şekerli yoğurt verdim ve yarım kapak plegicil. Bol su içti ve tüm sabahı belli bir sersemlik ile geçirdi. Adeti olduğu üzere komşu bahçenin duvarı dibine inip köpeklerle havlaşınca normale döndüğüne kanaat getirdim.
Kriz peki neden geldi? Hava anormal sıcak... Dün bahçede bile doğru dürüst gezinmedi. Gene kakasını yapmamış olabilir mi? Bugün onu gene bol bol suluyacağım.
Akşamları Mysoline'i 2'ye çıkarmayı düşünüyorum. Sabahları gene 1,5 veririm. Veterinerden mutlaka kurt ilacı almalıyım.
Köpeği saralı olan bir tanıdık vanilyalı dondurmanın çok iyi geldiğini okumuş. Uygulasam mı?
Gene bol şekerli yoğurt verdim ve yarım kapak plegicil. Bol su içti ve tüm sabahı belli bir sersemlik ile geçirdi. Adeti olduğu üzere komşu bahçenin duvarı dibine inip köpeklerle havlaşınca normale döndüğüne kanaat getirdim.
Kriz peki neden geldi? Hava anormal sıcak... Dün bahçede bile doğru dürüst gezinmedi. Gene kakasını yapmamış olabilir mi? Bugün onu gene bol bol suluyacağım.
Akşamları Mysoline'i 2'ye çıkarmayı düşünüyorum. Sabahları gene 1,5 veririm. Veterinerden mutlaka kurt ilacı almalıyım.
Köpeği saralı olan bir tanıdık vanilyalı dondurmanın çok iyi geldiğini okumuş. Uygulasam mı?
11 Haziran 2006
Bir Aya Birkaç Dakika Kala
Ayın 10'unda bir ayı dolduracaktık. 9'a akşamı, saat 11.43'de Ruhibey gene kriz geçirdi. Yalnız bu kez çok hafifti. Çiş falan bile kaçırmadı. Ağzı köpüklendi. Daha da kısa sürdü. Kriz bittikten sonra bir süre gene yattığı yerde kaldı. Hafif titredi, bir süre. Sanki iç çeker gibi 2-3 sarsıldı. Ayağa kalktığında geçen sefer gibi sağa sola çarpmadı. Dengesini hemen buldu.
Dışarı çıktık. Gene kakasını yaptı. Evin içinde huzursuz huzursuz gezinmesi yaklaşık 15 dakika sürdü. Bol şekerli yoğurt verdim. Afiyetle yedi ve uyudu.
Korkumdan herhangi bir şey yazmamıştım. Genelde krizler 12 saatle 24 saat arasında en az ikiler. Bu kez bir şey olmadı.
Sabah akşam 1,5'ar Mysoline vermeyi sürdürüyorum. Acaba 2+1,5 mu yapsam?
Dışarı çıktık. Gene kakasını yaptı. Evin içinde huzursuz huzursuz gezinmesi yaklaşık 15 dakika sürdü. Bol şekerli yoğurt verdim. Afiyetle yedi ve uyudu.
Korkumdan herhangi bir şey yazmamıştım. Genelde krizler 12 saatle 24 saat arasında en az ikiler. Bu kez bir şey olmadı.
Sabah akşam 1,5'ar Mysoline vermeyi sürdürüyorum. Acaba 2+1,5 mu yapsam?
10 Mayıs 2006
24 Saatte 4 Tane
Dün gece saat birde, sonra sabaha karşı saat dörtte. Böylece bir günde tam 4 kriz. En hafifi sonuncusuydu. En şiddetlisi üçüncüsü. O kadar yordun düştü ki dördüncü krizinden sonra mutat gezinmelerini bile yapmadı. Ben tabii ou gene dışarı çıkarttım ama şöyle bir boy yürüyüp eve gimek istedi, sonra da hemen uyudu. Sabah taa 8'e kadar adeta deliksiz uyudu. Acaba bağırsak kurdundan nöbet geçiriyor olabilir mi? Akşam kurt ilacı vermiştim. O yol açmış olabilir mi? Sanki geçen sefer de o ilaçtan sonra üstüste nöbet geçirmişti. Emin değilim. Vet'ten ilaç alıp bir kere daha deneyeceğim.
09 Mayıs 2006
26. Gün
Sabah her zamanki gibi kalktık. Her şey güzel güzel gidiyordu. Saat 10'a doğru gene kriz geldi. Krizlerin en kötü tarafı ne zaman geleceğinin beli olmaması. Önceden sezinleyebileceğim bir huzursuzluk ya da başka ters bir hareket yok. Hadi ben anlamıyorum. Evde başka iki köpek daha var. Anası olan Mara da kendi derdinde. O da yaşlılığıyla ve kanseriyle boğuşuyor da küçük Raf, o niye hiçbir şey sezinlemiyor? Sahiplerinin nöbet geçireceğini hissedip merdiven başı tutan köpekler varmış. Anlaşılan Raf onlardan değil. Ruhibey nöbet geçirirken korkudan olacak ona deli gibi havlıyor ya da arazi oluyor. Zaten bu hastalık Ruhibey'de başlayalı beri eskisi gibi çok yakın iki arkadaş değiller. Raf sanki Ruhibey'e tahammül ediyormuş gibi davranıyor. Neyse...
Öğleden sonra , saat üç buçuktu galiba, nöbet tekrarladı.Her ikisinin de şiddeti fena değildi, en azından toparlanması uzun sürdü. Özellikle öğleden sonra bir türlü yerinden kalkamadı. Kalkınca da sağa sola yalpaladı. Başını oraya buraya tosladı. Ağzı da fena halde köpük köpüktü (sabah da öyleydi). Gün boyu deli gibi açtı. Tezgahüstü hırsızlığa yeltendi ki normalde pek yapmaz. Ben de hem öğlen hem akşam yemek verdim. Bol tatlı verdim ayrıca. Gene her nöbetten sonra olduğu gibi hemen kaka yaptı. Akşam yemeğine kurt ilacı kattım. Acaba içinde kurt olabilir mi?
Sabah akşam birer Mysoline vemeye devam edeceğim.
Nöbet faslı bitmiş olsa da ben gene gün saymaya başlasam. Az kaldı bir ayı dolduruyordu...
Öğleden sonra , saat üç buçuktu galiba, nöbet tekrarladı.Her ikisinin de şiddeti fena değildi, en azından toparlanması uzun sürdü. Özellikle öğleden sonra bir türlü yerinden kalkamadı. Kalkınca da sağa sola yalpaladı. Başını oraya buraya tosladı. Ağzı da fena halde köpük köpüktü (sabah da öyleydi). Gün boyu deli gibi açtı. Tezgahüstü hırsızlığa yeltendi ki normalde pek yapmaz. Ben de hem öğlen hem akşam yemek verdim. Bol tatlı verdim ayrıca. Gene her nöbetten sonra olduğu gibi hemen kaka yaptı. Akşam yemeğine kurt ilacı kattım. Acaba içinde kurt olabilir mi?
Sabah akşam birer Mysoline vemeye devam edeceğim.
Nöbet faslı bitmiş olsa da ben gene gün saymaya başlasam. Az kaldı bir ayı dolduruyordu...
13 Nisan 2006
18. gün
26 Mart'tan bu yana eğer 18 gün geçmişse ve bugün 13 Nisan'sa 18. gün gene kriz geçirdi. Cümle biraz bozuk ama canım da sıkkın. Gece kaçta vw ne şiddette kriz geçirdi, bilmiyorum, beni o huzursuz dönüp durmalarıyla uyandırdığında saat 4 civarıydı. Gene bahçede dolaştık. Sonra içeri girdi, sonra tekrar dışarı çıktı ve gene kaka yaptı. Gece dışarısı da öyle güzeldi ki... Bir bülbülümüz var, öyle güzel şakıyordu ki...
Gene plegil verdim, uyuduk. Sabah gayet iyiydi. Sonra biz dışarı çıktık, işimiz öğleden sonraya kaldığı için eve döndük. İyi ki de dönmüşüz, saat 11'de gene kriz geldi. Bayağı şiddetli. Ağzı gene köpürdü ve gene çiş kaçırdı. Kendine gelmesi uzun sürüyor, öylece yatıyor, kalkınca da ayakları birbirine dolanıyor. Gebe bahçede gezdirdim. Bu kez kaka filan yapmadı. Reçele gene plegil karıştırıp verdim, bol da yoğurt...
Sonra biz gene evden çıkmak zorundaydık ama herhalde kriz falan geçirmedi yoksa evden belli olur diye düşünüyorum.
Peki ama bundan sonra ne yapacağız, on evde nasıl yalnız bırakacağız. Krizler daha çok akşamüstleri ve gece geldiği için gündüzleri nispeten rahattım...
Mysoline'i sabah akşam birer vermeye karar verdim...
Gene plegil verdim, uyuduk. Sabah gayet iyiydi. Sonra biz dışarı çıktık, işimiz öğleden sonraya kaldığı için eve döndük. İyi ki de dönmüşüz, saat 11'de gene kriz geldi. Bayağı şiddetli. Ağzı gene köpürdü ve gene çiş kaçırdı. Kendine gelmesi uzun sürüyor, öylece yatıyor, kalkınca da ayakları birbirine dolanıyor. Gebe bahçede gezdirdim. Bu kez kaka filan yapmadı. Reçele gene plegil karıştırıp verdim, bol da yoğurt...
Sonra biz gene evden çıkmak zorundaydık ama herhalde kriz falan geçirmedi yoksa evden belli olur diye düşünüyorum.
Peki ama bundan sonra ne yapacağız, on evde nasıl yalnız bırakacağız. Krizler daha çok akşamüstleri ve gece geldiği için gündüzleri nispeten rahattım...
Mysoline'i sabah akşam birer vermeye karar verdim...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)